3 Ekim 2008 Cuma

Sivasspor-Fenerbahçe maçı

Son bir haftada o kadar çok maç izledim ki paylaşmak istediğim, üzerine ahkam kesmek istediğim çok konu var. Umarım hepsine ayrı ayrı vakit ayırabiliriz.

Öncelikli olarak Süper Lig beşinci hafta maçında izlemiş bulunduğum iki ekipten, daha doğrusu özellikle Fenerbahçe'den bahsedeyim. Hep gitiğim çotanaklar kıraathanesinde izledim bu maçı, yoğunluğu Fener taraftarlarının oluşturduğu bir günde. Fenerbahçe'nin 90 dakika izlediğim maçlarında bu kadar aciz oynadığını hatırlamıyorum. Dakika 60 küsur, isabetli şutlar 8'e 3 Sivas lehine.

Kadrodaki futbolcularda anlaşılmaz tripler var. Kazım'ın şımarıklığı artık nerdeyse her hareketine sirayet etmiş, Sivas'lı Hayrettin'le her pozisyonda karşılaştılar ve sık sık birbirlerine fauller yaptılar en son adamın ayağını kırmaya çalıştı. O pozisyona kırmızı vermeyen hakeme de yuh olsun. Uğur - Gökhan'da anlaşılmaz bir agresiflik. Carlos gitti mi gelmiyor zaten geriye, gerideyse 60 - 70 metrelik paslar atıyor.

Alex hasta haliyle birkaç pozisyonu kovaladı ve o aşırtmayı da yapabilse maçı da çevirecek belki. Guiza iyi niyetli ama Fener çapındaki bir takımın oyuncusu değil bence, kontraatak oynayan bir takımda verimli olabilecek bir adam. Kaleci Volkan Babacan değil de Volkan Demirel olsaydı o gün maç daha erken kopardı. Birkaç hafta öncesine kadar; görülen yerde dövülebilecek kadar tiksinilen Maldonado, maçı beraber izlediğimiz Fenerli arkadaşlar tarafından maçın en iyilerinden biri olarak nitelendiriliyordu. Ama Hıncal Uluç'un dediği gibi; defansif bir ortasaha oyuncusunun maçın en iyilerinden biri olduğunu söylemek takımın çok atak aldığını gösteriyordu.

Fenerbahçe'nin nasıl düzene gireceği de ayrı bir yazı olur artık. Zira güzel bir farklı galibiyet alıp çıkışa geçer ve devamını da getirebilirler; iki hafta da ha kötü devam edip sonra Aragones'i de şutlayabilirler. Velhasılı kelam maç sonuna kadar Sivas'ın hakkıydı, öyle de oldu.

Hiç yorum yok: