12 Eylül 2009 Cumartesi

Türkiye - İspanya

İspanya bir önceki grupta bir maçını Sırbistan'a kaybettiğinden dolayı rahatlık, ama maçın gidişatı nedeniye sıkıntı veren bir maç oldu. Çocuklar biraz daha günlerinde olsalardı. Daha rahat ve farklı kazanabilirdik.

Hidayet dizinden, Engin ayak bileğinden sakat, Ömer ateşli hastalık geçiriyor. Ama takımdaki tüm oyuncular yine de gereken yerlerde sorumluluğu üstleniyor, riske girip elini taşın altına koyuyorlar. Hepsi ayrı ayrı tebrik edilmeli. Buraya kadar olan kısmı herkesten duymuşsunuzdur zaten.


Söylenmeyen şeylerden birincisi ise İspanyolların oyunculuğu. Basket oynamalarını kastetmiyorum, adamlar tiyatro oyuncusu. Bir pozisyonda yukarıdaki Gasol danası arkası bizim oyuncuya dönük topu sektirerek geliyor. Bizimkinin elleri yukarıda sabit duruyor, sonra bu gasol çarpıyor bizim adama ve topu sağ koluyla vücuduna bastırıp duruyor. Sol eliyle de belini tutuyor, suratında muhteşem bir acı ifadesiyle. Mal.

Oscar alır, Los Angeles'te yaşaya yaşaya ordaki meşhur oyunculardan ders almış herhalde. Bari Robert De Niro, Jack Nicholson'a gitseydin mal müdürü. Biz tiyatrocuyuz (tiyatrocuyduk da denebilir) diye geçiniyoruz. Adam bizden iyi tiyartocu. Faullere estetik katma var baskette, ama oyunculukla faul kapmak fena.

Hiç yorum yok: