9 Eylül 2009 Çarşamba

Laleler şehri

Sel oldu, an itibariyle 17 kişi öldü. Servisten inen yedi işçi suya kapılarak can verdi. Sürüklenerek giden otomobillerden cesetler çıkarılıyor. Evler yıkıldı, evler denize kaydı, arabalar ters döndü, kullanılmaz hale geldi. İnsanlar yıkıntıları yağmaladı, yıkılan fabrikalardaki depolardaki malları çaldı, ramazanda.

Belediye başkanı da hiç ortalarda görünmedi, gören nerede olduğunu bilen yok. Sadece "Bu tablo İstanbullunun tedbirsizliğinin sonucudur" dedi NTV'ye. Yani "İstanbul'da sel - 17 ölü" diye özetlenebilecek olan bu durumun sebebi ben dahil tüm İstanbullu vatandaşlar. Ya da otur abicim evinde, rahat mı batıyor, bir gün de gitmeyiver işe, bizi dinlemeyip yollara düşersen ölürsün böyle tabi.


Lale diker artık önümüzdeki bahar. Yolları yeniler, yapar viyadükleri, saatte 50 araba geçmeyen yere milyon dolarlık altgeçit yapar, seçim öncesi yetiştirdiği metrobüsün seçim sonrası yollarında çalışma yapılması gibi. Sizin için çalışıyoruz afişleri asar her yere.

Biz de hala buna tepki vermeyelim, at gözlüğüyle "gitsin izlesin adamcağız Bosna maçını, burda dursa sanki eline maşrapa alıp su mu temizleyecek" diyelim. İnsanlar layık olduğu şekilde yönetilir diye bir söz var ya hani, öyle mi acaba gerçekten? Oy verene birşey demeye hakkımız yok, ama onun da o makamda oturmaya hiç hakkı yok.

Hiç yorum yok: