Dün Üsküdar'dan motorla Kabataş'a geçtim. Bu arada vapurdan küçük olan şu deniz taşıtlarına bu kadar kifayetsiz bir isim verilmesi de ayrı bir rahatsız isim babalığı. Neyse motor Kabataş'a yanaşırken bizimki gibi servis yapanlardan çok daha süslü bir motor -yerlerde halı var- da boğaza açıldı. Boğaza açılırken de şöyle bir ambiyans var:
Bu bir şirketsel gezi belli herkes resmi giyinmiş. Ya bir yıldönümü kutlaması, ya bir başarı yemeği, ya bir moral şebeği, ya da bir coşkun insan öbeği felan. Müzik yayını da biz yaklaşıp onlar açılırken başlamış.
Ahan da bu noktada dikkkatimi birşey çekti. Bir adet bayan alkışla tempo tutup oturduğu masasında eğleniyorum ben pozlarındaydı. Bir yandan da bizim gariban motordaki yolcuları kesiyor. Bakışında da bakın ben nasıl eğleniyorum pozları. Ama abartısız 30 saniyede altı veya yedi kez bizim motora bakış attı. Komik bence. Tüm şirkettekiler mıymıy konuşuyorlar birşeyler, ablanın masasındakiler dahil. Abla oynuyor.
"Ya bir dakka napıyorum lan ben, şu an yaptığımı ancak bir angut yapabilir. Hay allah benim belamı versin" demez mi? Hadi onu geçtim, "Ya bi dakka ben napıyorum" demez mi? Hai onu da geçtim bir duralamaz mı? Dingilpesent durumunu görüp "Ulan ne angutum, fak mi ya" demez mi? Bence der. Evet bu şarkı İstanbul Boğaziçi'nden eğleniyorum diyen kadın için gelsin. Kamil Güğüm'den dinliyoruz: Fakyu.
1 yorum:
:))) nasıl bi anlattığınızı anladım
Yorum Gönder