14 Temmuz 2008 Pazartesi

Bir otobüs anektodu


Geçen kız arkadaşımla rahatsız bir belediye otobüsü yolculuğu yapmaktaydık. Belediyenin 1992'de alınmış olan, karşılıklı koltuklara sahip, giderken deli gibi yakıt tükettiği izlenimi veren Ikarus otobüslerde gidiyorduk ve bereket kız arkadaşım oturmuştu karşılıklı koltukların olduğu orta kapıdan sonraki bölümde bir yerde.

Sırt sırta verdiğimiz bir yolculuk yoldaşım habire cebinden telefonunu çıkarıp dinlediği müzikle alakalı birşey yapıyor sonra datekrar cebine koyuyor ve her seferinde de dirseğini belime vuruyordu. Kendisi bunu bilerek yapan bir kabadayı değil, bunu farkında olmayan bir saftorikti. Ben de ona doğru dönüp sırtına tık tık yaparak kendisini çağırdım. Kulaklğını çıkarıp merakla bakarken "Kardeş benim belimde ameliyat yarası var farkında olmadan çarpıyorsun" dedim. Gözleri daha da büyüyen güzide kardeşim; yüksek sesle "Abi kusura bakma, hiç farkında değilim." dedikten sonra kısa bir es verip "Hay ben bu kafamı .ikeyim ya" dedi. Bu kadar kafasına takmasını beklemiyordum açıkçası.

Neyse efenim o taraftan düzgün gitmeye başlamışken otobüsün daha da sıkışması sebebiyle insanlarla iyice yapıştık birbirimize. Bu kez de sol yanımdaki arkadaş dikkatimi celbetti. Sıkışık otobüste bu benim boyumda olan, ama benden rahat 30 kilo fazla olan, Mart günü üstüne giydiği parkayla iyice hayvani boyutlara varan bu hayvani arkadaş; iki kolunu da dirseklerinden dik kırarak tutunmuş, kimseyi yanına sokmamış sıkışık otobüste oturanlardan bile daha rahat gitmekteydi. Ben sol elimle tutunduğumdan dirseklerimiz bir iki kez çarpıştı. Sevgili gorillas kardeşim de bunu sahasına saldırı olarak algılayıp beni dirsekten ittirmeye elini benim tarafıma yaklaştırmaya başladı. Ben de yüzüne tip tip bakmaya başladım. Kız arkadaşım yanımda olmasına rağmen bu arkadaşı otobüsten inmeye ikna edip goril suratını yere yapıştırma raddesine geldim. Normalde tırsak olan ve çok ekstra durumlarda kavgaya dalan beni ekstra duruma getirmişti. Kulaklığını çıkarıp "Nooooldu arkadaşım" dedi gorillas. Ben de kendisine anlamasını beklemeden "Allah bizi dört kollu yaratsaydı, o diğer iki kolla da tutunacaktın herhalde" cevabını verdim. "Ne demek istiyorsun sen" diyince de "Bir şey demek istemiyorum sen bir aşağıya in bakalım. senin o yüzünü yerde bir zımparalayınca (aslında burada yazamayacağım başka bişeyler de dedim ama neyse) ne demek istediğimi anlayacaksın." siyerek kendisini biraz iteledim. Tam itiraz edecekti ki bir önceki paragrafta anlattığım ufak tefek arkadaş gürledi gorillasa: "Sus ulan, artis, adamın (beni gösteriyor) belinde ameliyat yarası var hayvanın oğlu, otobüste döt döte gidiyoruz. Yayılmışsın öyle, bi de ne konuşuyorsun." Sevgili goril hemen pısıp ilerledi ve arka kapıda bi yerlere. Ben de bu arada ağır abi pozlarında bizim cengavere "Sakin ol koçum, sakin ol" derken kendisi yine yine yüksek perdeden ama sakinleşmeye başlayarak "Ama abi terbiyesiiiiz" diyor iki eliyle gorili göstererek.

Otobüsten çıt çıkmıyor ondan sonra, cengaverden önce gorilden sonra iniyoruz ve başlıyoruz gülmeye.

Hiç yorum yok: