9 Eylül 2008 Salı

Oha be Prekazi!

Meşhur hikayedir. Köln'deki Galatasaray-Monaco maçını sunan Orhan Ayhan; Prekazi'nin kullandığı frikik gol olunca dayanamayıp böyle demiş. Şimdi bu resmi görünce ilk anda benim ağzımdan da yine bu kelimeler döküldü. Ne bileyim.

Ama sonra biraz daha aklı selim düşününce dedim ki; iki spor adamının görüşmesi, muhabbet etmesi kadar doğal birşey yok. Hayatlarının büyük zamanını ayırdıkları konu aynı çünkü, illa ki muhabbet konusu çıkartacaklardır.

7 Eylül 2008 Pazar

Yat kalk dua et.

Fransa'nın 42 yaşındaki Fas asıllı, bekar adalet bakanı bayan Rachida Dati hamileymiş. Bebeğin babasını soran medyaya da "yau özel hayatım biraz karışık, bebeğin babasının kim olduğuna dair benim de net bir bilgim yok" anlamına gelen birşeyler demiş.

Ulan dünyada iki tel saçı göründü diye umuma açık yerlerde sopayla bi araba dolusu dayak yiyen kadın da var, evlenmeden hamile kalıp da bebeğin babasından emin olamayan devlet bakanı ablamız da var. Sevgili Rachida aslı olan Fas'ta kalsa ve bu durum olsa aynı tepkiyi mi alırdı acaba? Var bi adaletsizlik. Dati bir de adalet bakanı ya. Çok manidar çoook.

4 Eylül 2008 Perşembe

Time to be dismal

Promise me my love. You will never forget me. I could met the real love with you, but this was not enough to live it forever. Promise me that you will never forget me. Now it is time to be dismal, and i can die today, even thinking one second.

3 Eylül 2008 Çarşamba

Ece bebek

İki yaşında bir bebecik. Evinin önünde tanıdığı herkes ağlamaktan bir hal olmuş. Sekiz aylık hamile annesi, babaannesi ve halaları ise sinir krizleri geçiriyorlar. Olayları anlamlandırmak imkansız onun için. Herkes bayrak sarılmış olan o uzun ve büyük kutuya sarılıp ağlıyor nedense, onun gözünde. Bir tek asker babası yok ortalarda.
Ece bebeğin günahı neydi? Baban öldü desen anlayamayacak yaşta. Ya annesinin karnındaki kardeşi? Bela okumak, beddua okumak kesmiyor beni artık. Bu bebeğin bakışlarınındaki soruya cevap verememek süründürüyor, öldürüyor beni: "Ne oluyor orada acaba?"

2 Eylül 2008 Salı

Serhat Akın Kocaelispor'da

Kocaelispor'la anlaşan Serhat Fenerbahçe ile oynayacakları maç için şimdiden heyecenlandığını söylemiş imza töreninde. Kocaeli'ne imza atıyorsun, imza töreninde Fenerbahçe ile oynayacağın maçın heyecanının şimdiden bastırdığını söylüyorsun. Ay em fırom yuhayo. (Ohayo değil)

Fenerbahçe'de oynarken ayağına top kesmeye yatmış olan futbolcunun mutlaka üstüne basarak düşerdi sevgili kardeşimiz. İnşallah aradan geçen yıllarda art niyet gütmeden topunu oynamayı öğrenmiştir.

Şov devam ediyor.

Spor gazetelerinin hötünden uydurup haber yayınlamalarına alışmıştık zaten. Ama daha başlığından atmasyon olduğu anlaşılan bir haber yapmış sevgili Fotomaç: "Şov yaparım."

Şov yaparım
"Kewell, Arda, Lincoln gibi isimlerin katkısıyla ligde en az 20 gol atarım" "Yapılan karşılamadan çok etkilendim Kulübün efsane futbolcusu olacağım".

G.Saray'ın flaş transferi Milan Baros, çarpıcı açıklamalar yaptı ve taraftara umut dolu mesajlar gönderdi. İlk kez Kayserispor karşısında 12 dakika forma giyen yıldız futbolcu, "G.Saray'da süper isimler var. Kewell, Arda Turan ve Lincoln'ün katkılarıyla Süper Lig'de en az 20 gol atacağım. Bu sayının üstüne de çıkabilirim" dedi. Aston Villa'da 2 sezondatoplam 36 kez fileleri havalandırdığını belirten Çek futbolcu, "Burada kariyerimin en parlak dönemini yaşayacağıma eminim" diye konuştu.

George Hagi örneği
Baros, İstanbul'a indiğinde kendisini karşılamaya gelen taraftarlara teşekkür ederek, "İnanılmaz etkileyiciydi. Gollerimle taraftara borcumu ödemek istiyorum" ifadelerini kullandı. Yıldız futbolcu sözlerini şöyle tamamladı: "Süper Lig ve UEFA Kupası'nda büyük başarılara imza atıp, kulübün efsanevi oyuncuları arasına girmek istiyorum. Hagi, G.Saray'ın unutulmazı oldu. Ben de takımla özdeşleşeceğim. Bu potansiyelimi herkese zamanla kanıtlayacağım."

Haftanın Ardından

Lig

Ligimizin ilk iki haftası nihayet oynandı. Beşiktaş defansındaki kadro derinliği ortaya çıktı. Birinci maçta Gökhan ile Sivok oynarken, ikinci maçta İbrahim Toraman ile Zapotocny (nam-ı diğer Zapo) oynadı. Toplam fiyatları 9,2 milyon Euro olan ikiliden bir tanesi 6+2 kuralı yüzünden kenarda oturuyor. Ronaldinho, Messi, Deco, Quaresma, Shevchenko, Berbatov, Robinho ve Palacio'yu alsan bile iki tanesi kulübede yani. Bence yabancıları bu kadar kaliteli olan Beşiktaş gibi takımlara çok çok yazık oluyor.

Fenerbahçe Aurelio'dan doğan boşluğu Josico ile doldurmayı başarıncaya, Galatasaray da Skibbe'den kurtulup Cevat Güler ya da benzeri bir hoca ile anlaşıp top oynamaya başlayıncaya kadar Beşiktaş ne kadar yol alırsa o kadar şanslı olur şampiyonluk yarışında. Trabzonspor'u zaten saymıyorum, Yanal takımları hep iyi başlar lige, ama 10. hafta gibi topu atarlar. Ama gelecek vaadetmiyorlar mı, kesinlikle ediyorlar, ama % 70'i yeni olan bir takımdan çok şey beklememek lazım. Sivasspor ile Kayserispor'un zirveye oynamasını bekliyordum, Gaziantepspor da bunu başaracak gibi, işte bunu beklemiyordum. Bursaspor da başarılıydı ilk iki haftada ama devamlılığın geleceğini pek sanmıyorum.


Avrupa Ligleri

Nihayet hepsi başladı. İspanya'da Valencia ve Atletico Madrid'in çıkışları umut verici, Atletico kalıcı olur zirvede de Valencia'dan aynı şeyi beklemiyorum pek. Fransa'da Lyon'dan bıktım artık. İngiltere'de nihayet Liverpool'un iyi başladığını da gördük ya gam yemem daha. Almanya kadar da umursamadığım bir lig yok. İtalya ligi açıkken İnternet'teki bütün sitelerde takılabilecek kadar umarsızım oynanan futbola.


Bobo

Sen nasıl bir adamsın anlayamadım ki ben arkadaş, topu alıp gidişleri, adam geçişleri, ve şimdi bir de yerde otururken ayak ucuyla verdiği gol pasları. Galiba onunla son yıllarımız, bol bol hasret giderelim.


Kaş

Bir tane adam demez mi ki kardeşim, arabasız gidersen hiçbir bok yapamazsın orada, nereye gitsen minibüsle, botla motla gidersin diye.


Olimpos

Her sene biraz daha kötüdür bir öncekinden, bizim görmediğimiz yıllarda daha da güzelmiş şimdikinden, ama gerçekten güzel burası be kardeşim. Huzur doluyor insan, evim gibi hissediyorum burada.

Volkswagen Golf

5 kasa boyunca arabayı git gide yuvarlattıktan sonra nihayet biraz köşe koymuşlar arabaya yahu. 5.'den güzel, 4.'den kötü olmuş. Bende 4.'den var diye demiyorum.


Kamil'e not

Normalde Pazartesileri yazıyordum yazılarımı, bu Pazartesi Beşiktaş'ın maçı vardı. Beşiktaş'ın maçını izlemeden kime ne yorum yapayım? Ne yazayım? Lideriz zati, değme keyfime :)

1 Eylül 2008 Pazartesi

Yüzeysel olmayın

Sevgili yüzeysel kardeşim, bak tatilden geldik. Bir heyecan ve coşkuyla en az 4 sayfa yazacağını düşünmüştüm ama beni ve blog müdavimi trilyorlarca, hem de kentrilyarlarca insanı yazılarından mahrum bırakıyorsun. Hiç oluyor mu? Ayrıca Gassaray'ı eleştirmediğimi iddia etmiştin bir de. Ben biriktiriyorum şöyle tam bir çıkartma yapacağım sevgili Skibbe'ye. Yoksa ben de memnun değilim takımdan.

(Pro Evolution Soccer - PES 6 alakasız bir resim oldu ama olsun.)

İstepnede tutulan transfer


Galatasaray'da Barış dün sakatlandı, Serkan bugün transfer edildi. Ya ya bu işlerde böyle hin planlar normal, ya da bu bizim Cimbomlu yöneticiler baya bi hin. Kewell, Meira ve Baros transferlerini bu futbolcuların transferleri olana kadar hiçbir gazete adam gibi yazamamıştı. Habercilere hiç yakalanmadılar. Gerçi haberciler de sevgili Fernerbahçelerinden gözlerini alamıyorlardı ama olsun. Sonuçta zaten sakat olan Uğur'a Sabri eklenmişti Galatasaray'ın sağ kanadındaki sorunlara, Barış da dünkü Kayseri maçında sakatlandıktan 15-16 saat sonra ümit milli bir futbolcunun alınması iyi iş.

Bir de Serkan 5 yıllk sözleşme imzalamış, bence çok uzun. Bana dışardan, kendine güvenmeyen adam işi gibi geliyor bu sözleşmeler. Kulüp çocuğu kafalamıştır kesin.

Gordon Schildenfeld

Adamın kötü futbolcu olarak addedilmesini bir kenara bırakın; ne körlüğü, ne kazmalığı, ne denyoluğu kalmıştı. Beşiktaş yönetiminin kazmaca kararlarından sonra rakip takım taraftarları kulüple alay etmek için muhabbetin dibine vurma çabasındaydılar.

Dinamo Zagreb'den gelmişti, Duisburg'a kiralanmış. İkisi de boş takım değil, ikisi de -en azından- kör adamı kadroya alacak, kadroda tutacak takım değil. Ortada bir haksızlık var Şildenfeld abimize karşı.

http://www.ntvspor.net/Pages/27406.ASP

Hakan Kadir Balta

Dünkü Kayseri-Galatasaray lig maçında genelde ortada geçen, zaman zaman iki ekipten birinin üstünlüğü ele aldığı dakikaların olduğu sıradan bir maç izledik. Benim gördüğüm her iki ekip de beraberliğe razıydı, ikisi de bir puanı riske etmek istemedi.

Neyse bırakalım bu spor yazarı ağızlarını da esas anektodumuza geçelim: Maçın 32. dakikasında Olembe sağdan bomboş vurdu De Sanctis çıkardı, sallapati bir vuruş daha yaptı Hakan Balta kesti ama yine Olembe'nin önüne düştü. İşte bu noktada özellikle super slow motion denen net yavaş çekim görüntüsünde daha iyi görünen bir olay oldu. Top tekrar Olembe'nin önüne düşmüşken oraya yetişemeyeceğini anlayan Hakan da uçarak kendini topun önüne attı. Ardından da ufak bir sakatlık geçirdi. Bu bence çok güzel bir görüntü bir futbolcunun takımdaki görevini sahiplenmesi açısından.

Hakan'ın Euro 2008'de de böyle bir görüntüsü vardı, dışarı çıkan topu kayarak tutmuş ama kendisi dışarı kadar kaymış, durabilmek için çimlere tutunmaya çalışmıştı. Birkaç seneye bir Avrupa gezintisine çıkabilecek bir kardeşimiz kendisi.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Tatil arası

Blog müdavimi olan yüzmilyarlarca, kentrilyonlarca, mirilyorlarca insan korkmasın lütfen. Tatildeyim bir haftalığına. Yüzeysel insan da bugün benim bulunduğum mekana geliyor. O dana da yazamaz büyük ihtimal. Bilginize.

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Matthias Steiner

Aslen Avusturyalı ama eşi sayesinde Alman vatandaşlığına geçmiş bir adam. Bir yıl önce eşini trafik kazasında kaybetmiş ama o arada vatandaşlık hakkını kazanmış. 105 ve üstü kiloda olimpiyatlarda yarışmaya katılmış 25 yaşındaki bir halterci. Matthias Steiner

En iyi durumdaki rakibinin skoru toplamda 460. Steiner'ın 461 toplamına erişebilmesi için silkmede 258 kilo kaldırması gerekiyor. Gelgelelim bu branşda şahsi en iyi derecesi 248 kilo. Zor mu zor, zorlar ötesi bir deneme Steiner için. Ama kaldırıyor ve altınını alıyor.

Ödül törenine ölen karısının fotoğrafıyla katılıyor ve bir elinde madalyası bir elinde fotoğrafla poz veriyor. Aşk, vefa, sportmenlik, güç vs. Hepsi bir arada bu kalbi de cüssesi kadar büyük adamda, helal olsun sana Steiner.

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Haftanın Ardından

Avrupa üzerine
Beşiktaş bu sıcakta fazla zorlamadı kendini. Matias Kaptan'ın kaptanlık olgunluğu başka bir şey olmuş... Sivok sürekli yerinde müdahalelerde bulundu. Rüştü ne yaparsa yapsın bu takımın birinci kalecisidir. Yılların Rüştü'sü... Fenerbahçe, deplasmandan zor da olsa iyi bi
r skorla döndü. Aynı skorla dönen başka bir takım da Steaua Bükreş. Değinmez tabi Kamil Bey bu maça. Maç yorumu yapmak takımı kazanınca aklına geldi... Bir gazlanmış gördüm kendisini...

Premier League 08-09
Nihayet Liverpool ve Newcastle United iyi başladı. İkisi de deplasmandan puan çıkarmayı başardı. Bu sene Liverpool takılmasın bir yerlerde de, şu liman işçilerinin şampiyonluğunu görsek artık bir... Newcastle'a da güven olmaz, Manchester'dan puan çıkarır, gider Sunderland'e yenilir. Tottenham gene hüsran gene hüsran...

Phelps
Afferin sekizinciyi aldın. Ama Spitz'in zamanında böyle süper mayolar yoktu.

Bolt
"Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim" demiş Atatürk. İyi de etmiş... Muhtemelen rekoru daha da aşağılara çekebilecekken yarıştığı adamlarla dalga geçeni sevmezdi. Elin Jamaikalısının da çok umrundaydı ya zati.

Nadal
3 yıldır 2 numarada Federer'i geçmek için gösterdiği azim takdire değer, ama bir Edberg, bir Sampras olsaydı görürdüm ben onu da Federer'i de...


Yelena Isinbayeva

İşte zerafet, işte sporcu, işte bir sporun tek lideri. Aynı konuda kırılan ilki 4.83, sonuncusu 5.05 olan 16. dünya rekoru. Ben sporcu diye buna derim.

Turkcell Süper Lig
51'si oynanmasına rağmen şampiyonluk sayıları toplamı 52 olan bir garip lig. Başlıyor. Bu sene altı takımı zirvede başarılı göreceğimize inanıyorum: Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray [Allah(C.C.)'ın emri], Trabzonspor, Sivasspor ve Kayserispor. Sanırım güzel bir lig olacak.

Kaş
Haftaya Kaş'ta olacağım. Kaş'la Göz arasında Internet Cafe yoksa yazamam yazımı, dönünce blok yaparım... Kalın sağlıcakla.

Usain Bolt ve 9.69

Adam yarışla muhatap bile olmadı yahu. Benim şahsi tahminim bu eleman ilerleyen zamanlarda 9.50'nin bile altına inebilir.

Harry Kewell

Dünkü maçla ilgili en yaratıcı başlık belki de budur. Kewell golünü attığında oyuna gireli 6 saniye bile olmamıştı. 7 dakika sonra Nonda'ya golü attırıp Kayseri'yi bitirmişti. Oyunda kaldığı 25 dakikada rakibi yıpratıp iyi bir performans ortaya koymuştu. Taraftarları memnun etmişti. Bu "sihirli" performanstan ayrı bir haber yapılabilirdi. Bu habere verilebilecek olası en iyi başlığı da Fotomaç bulmuştu: Harry Potter

"Salladık ama yıkamadık 5-0", "Hami'nin füzesi yetmedi 8-1", "bir anladık dalgınlık 6-0" gibi başlıklardan sonra iyi düşünülmüş, en azından ezber kokmayan bir başlık bence.

17 Ağustos 2008 Pazar

Süper Kupa

"İlk devre çok kötüydük, ikinci devre iyiydik", "ilk devre hoşaf gibi oynayan cimbom ikinci devre coştu, coşturdu", "ilk devre kumdan kalelere benzeyen Gassaray ikinci devre Afyon kalesine benziyordu", "ilk yarı Turşusipor olan takım ikince devre Turpsipor oldu birden", ilk devre mal gibi oynayan takım ikinci devre mal müdürü gibi oynadı" "ilk devre dökülen takım ikinci devre rakibini döktü", "ilk devre aslan kalas, ikinci devre rakip sürkalase" vs vs vs.

Dünkü Süper Kupa finali için yazılan söylenenlerin hepsi nerdeyse birebir aynı. Şairane birşeyler ekleme çabalarındanki yazarlar biraz kasıyor ama öz aynı. Evet bunu altı yaşındaki yeğenim de söylüyor. Neydi ama ortadaki sır.

Bazı gazetelerde üstünkörü yazılmış, teknik direktör Skibbe ve Hasan Şaş oyuncuları motive etmiş. Bence esas belirleyici hususu Servet maç sonu ropörtajında belirtti. "...İlk yarı kötüydük, devre arasında hocamız bizi uyardı, hatta açıkçası baya sert uyardı..." mealinde sözler söyleyen Servet bence durumu özetledi. Skibbe devre arasında sağlam çakmış.

Ortaokulda okul takımında kaleciyken hatırlarım da bizim golcümüz olan arkadaş gol attıktan sonra "afferim oğlum, aslanım benim, hadi aynen devam" nidaları yerine "afferin lan yauşak, şımarma dalaaanı zükerim senin" gibi bir direktif betimlemesinin kendini daha çok gazladığını daha terbiyeli söylersek motive ettiğini söylemişti. Keza bana da "kaplan gibi uçarsın koçum benim" yerine "senden geçen toplar sana girsin" gibi bir motivasyon taktiği uygulardı hocamız. Topu yumruklayamazsam rakibe gömerdim ben "aaa kazara oldu bak tüh" diyerekten.

Şehir tiyatrolarındaki bir oyunda da vardı. Adam diğerini çağırıyor. Üç-dört kez "beyefendi bakar mısınız" vb cümlelerle sesleniyor ama diğeri gelmiyor. En sonunda "lan hayvanın oğlu, gel buraya" deyince de "beni mi çağırdın abi" diye geliyor eleman.

Garip bir milletiz vesselam.

11 Ağustos 2008 Pazartesi

İki haftanın Ardından

Efendim, geçen hafta gazetede işler yoğunlaşıp, Pazartesi akşamı da mesai yapmak zorunda kalınca, yazı yazmayı savsaklamak zorunda kaldım. Zaten geçen haftanın dört günü mesai yaptım. Sonra durdum, "bir bakayım ses etmeyeyim bakayım arayıp soran var mı" dedim, baktım arayan soran yok. Tee bugün yani yazımı aksattıktan bir hafta sonra arayıverdi, Kamil Efendi. İnsan yazarına böyle mi sahip çıkar?? "dur bakayım nesi eksik yazarımın, zaten blogdaki tek dişe dokunur yazıları yazan da o?" demez mi insan?? Neyse, zaten ligler bir türlü başlayamadığı için konu boşluğu çekiyordum, diğer spor dallarında da olimpiyat öncesi sessizlik, pek bir şey kaybetmedik yani...

Beşiktaş'ın 2008-09 formaları

Güzel olmuşlar öncelikle. Bir çizgileri var. Geçen sezonki gibi biri Lyon'dan, biri İngiltere Milli Takımı'ndan apartma, biri Beşiktaş'a özgü, biri de klasik düz çubuklu değil. Hepsinin ortak yönleri, ortak çizgileri var. Siyah-gri olan çok özgün, çubuklu olan ise Beşiktaş'ın Chelsea'yi yenerken giydiklerinden bu yana en güzel çubuklu. Düz beyaz olanın gri çizgileri süper. Ammaaaa Celtic stiline itirazım var. Birincisi, çubuklu formayla aynı maçlarda giyilebilirler, ve çubuklu formanın daha az görülmesine sebep oluyor, ikincisi eğer enine çizgili yapacaksan, o sezon çubuklu formadan vazgeçeceksin, ve Beşiktaş taraftarları bundan hoşlanmaz "yağmurlu bir günde görmüştüm seni / üstünde Celtic gibi formalar vardı" diye bir tezahürat yok. Üçüncüsü, Celtic hiç diyor mu bu sene de Beşiktaş stili forma yapalım diye.

Ek olarak Beşiktaş taraftarı kırmızı formayı özledi. Bir de Fener maçlarındaki seferberlik ilanı simgesi nostalji formasının varyantları yapılamaz mı?? Yani geçmişte bir tek o formadan giyiyordu koskoca takım?? Birinci sezondan başlayıp her senenin formasını yeniden yorumlasanız, birkaç maçta da giyseniz olmaz mı?? River Plate tarzı bir forması vardı eski resimlerde??

Olimpiyatlar
Açılış töreninde ihtişamı abartmış Çinliler, icad ettikleri şeyleri anlatmışlar, kağıt, pusula, Çin Seddi filan. Bazı şeyleri unutmuşlar ama, Sağlık örgütünün sınırlarının 3 katı hava kirliliği, çimenlerin yeşile boyanması, en fazla üçüncü kullanımında dağılan, ucuz, ucuz olduğu için de tüm dünya piyasasını dağıtan, ekonomiyi patlatan sanayi ürünleri... Ne dersiniz daha hoş olmaz mı??

Roger Federer
Geçmiş yazılarımdan birinde değinmiştim, Federer'i Federer yapan, bir Sampras'ın, bir Edberg'in yokluğudur diye. Arkadaş, Olimpiyat Köyü'nde diğer sporcuların ilgisinden çok sıkılmış, o yüzden ayrılmak zorunda kalmış.
http://www.ntvspor.net/pages/26370.asp

Ailecek çok üzüldük dramına valla. Haftaya Nadal'a bırak da 1 numarayı bilmemkaç yıl aradan sonra, egon da birazcık rahatlayıversin, biz de rahatlayalım...

Michael Phelps
8 Olimpiyat madalyasını hedeflemiş paşa. Mark Spitz'in rekorunu kıracakmış. Haber yayına hazırlandığı sırada (arka planda binlerce insan çalışıyor bizim blogda) 2 dalda rekor kırarak Şampiyon olmuştu. 200m serbestte biraz zor diyorum. Hoogenband var, Park var, zor yani. Bir de hedeflediysen bile söyleme kardeşim, 8'inciyi kazan, "aaa sekiz mi olmuş hiç fark etmedim" filan de be adam. Ağır ol da molla desinler...

Pisiklet
Geçmişte bisiklet sporunun sorunlarından bahsetmiştim. Önceden severdim izlemeyi. Sonra Landis'in süper performans gösterdikten sonra dopingli çıkmasıyla sarsılıp, bir hak daha verdim Tur dö Frans'a, ama Vinokourov denilen efsane adam da dopingli çıkınca bu iş benim için bitti. Alın size bir haber:

http://www.ntvspor.net/pages/26483.asp
Aaaa, çok şaşırdım, nasıl olur, bisiklet sporunda hiç böyle şeyler olmazdı halbuki...

Kura
Galatasaray da Fenerbahçe'den sonra eski defteri açtı. Ama işi hala zor. Steaua baya zamandır güçlü, Romen takımlarıyla birlikte... Partizan ya da Kızılyıldız gibi bir Sırp takımı şimdiye kadar hiç Türk takımlarıyla eşleşmedi. Belli olmayabilir. Siroki Brijeg köy takımı.

http://en.wikipedia.org/wiki/Siroki_Brijeg
Tam bir köy takımı hem de. Bosna takımı diye sempati duymaya da gerek yok, Bosna'daki Hırvatlar'ın takımı çünkü.

E hoşçakalın bakalım...

Vapur keyfi

Bu arada kursa vapurla gidiyorum. Ne büyük bir keyifmiş bu vapur olayı böyle. Sabahları gittiğimde (saat 8 gibi) kapılar açılır açılmaz hemen deparla gidip çay-simit menümü alıyorum, hemen alıyorum ki vapur kalkana kadar da oturup, alabildiğim kadar hazzı alıp vapurda maksimum süreyi geçireyim. Denizi seyredip kahvaltımı ediyorum. Sonra büfeci çay servisi yaparken bir çay daha alıyorum. Of ulan, of ya.

Kadıköy'deki Makarnacı

Kaç zamandır kursa gidiyorum Kadıköy'de, bu yeri yeni farkettim. Makarnacı var bir tane boğaya giden yoldaki otobüs durağının arkasında. Makarna 3 lira, bir de meyve suyu alıyorsunuz 1 veya 3 liraya, mis vallahi. 200 cc.lik pet bardakta havuç 1, portakal 1,5, elma 1,5, üzüm 3 lira. Karıştırıp mix yapabiliyorsunuz. Kapının önünde de tabakla meyve satıyorlar. 2 ytl ye doldur doldurabildiğin kadar. Ha bir de mısır var; sağda solda 3 ila 6 lira arası satılan yerlerde "orta" boyutuyla satılan mısır burada 2 ytl.

Bu haftasonu makaroni ile birlikte bir havuç bir portakal aldım bir de boş bardak alıp kendi miksimi kendim yaptım. Kurs çıkışı da bir meyve tabağı 3 ytl.lik. (Ulan kendi kendimi nasıl gaza getirdim, nasıl canım çekti be:) Lezzeti bir yana; "ulan c vitaminin dibine vurdum bugün be" psikolojiiyle insanı manen rahatlatması bir yana. Resmi Hürriyet'ten aldım ama bu haftasonu kendim düzgün bir resmini çekip koyarım. Hepinize de tavsiye ederim arkadaşlar. Müdavimi olacaksınız.