5 Kasım 2009 Perşembe

Beşiktaş - Wolfsburg

Geçen salı günü Ester'le Beşiktaş'ta yemek yiyelim dedik. Yolda da bu blogun kayıp yazarı Hüsnü'yü gördük. (Mahlas olarak dünyanın en yüzeysel futbol izleyicisini kullanan Hüsnü.) Reklam olmasın diye adını söylemeyeceğim şirketi -Hüsnü reklamını yapar şirketinin ama, sever şirketini eşşek herif- bizim ufak danaya 4 bilet ayarlamış. Muhabbet buraya kaydı haliyle.

Çok heyecanlıydı bu dönüm maçı için Hüsnü. Yeneceklerine kalpten inanıyordu kardeşim. Ben de çok uzun zamandan sonra geçen oynanan Wolfsburg - Beşiktaş maçında ilk kez Galatasaray dışındaki bir Türk takımının Avrupa maçında bu kadar heyecanlandığımdan bu maçı bekliyordum hevesle. Hem Grafite daha formdaydı Dzeko'dan bu sene ve cezalıydı siyahi oyuncu. Bence bu da olumlu bir puandı Beşiktaş lehine. Ester'i evine bırakıp eve geldiğimde devre 1-0 bitmişti.

Ben oyundan çok Hüsnü'yü düşündüm. Saatler önce Hüsnü bize "Hayatımda mutluluktan iki kez ağladım" dediğinde bebek haberlerinden, aşk-meşk mevzularından, evliliğinden, anne babasından, askerlik sonrası kavuşmalardan bahsedecek sanmıştım. Hüsnü'yü mutluluktan iki kez ağlatan Beşiktaş'tı. Maç 1-0'ken dedim ki "Beşiktaş 80'de 1-1 yapsın, 90+3'te de kaleciden ve defanstan 3-4 kere dönen şutları, benim pek beğenmediğim ama Hüsnü'nün toz kondurmadığı Bobo ceza sahası yayından öküz gibi sert bir şutla tamamlaayıp skoru 2-1 yapsın. Öyle de bitsin." Bizim ufak dana Hüsnü de ağlasın iki saat. O keltoşlaşmaya başlamış koca kafasını, kısa ve kırık parmaklardan oluşan küçük ellerinin arasına alıp ağlasın öküz gibi dedim. Olmadı ama tutmadı şans.

90 dakikanın özeti:
Erken bir gol attılar, bizimkiler bastırdılar ama sonuç çıkmadı ve kontraatak golleri. Tipik bir Avrupa takımı - Türk takımı maçıydı.

2 yorum:

dünyanın en yüzeysel futbol izleyicisi dedi ki...

Sevgili kardeşim, iki kere mutluluktan ağladım dediklerim, sadece futbolla ilgili olanlardı, diğerlerinin sayısını hatırlamıyorum.

Üstelik bu olaylardan birinde mutlu eden Beşiktaş'ken, ötekinde Türkiye'ydi, sendin, bendin, bizdik...

Doğru hatırla, öyle yaz, yazıdaki genel iyi niyetinden dolayı affediyorum hatalarını...

Adsız dedi ki...

Hüsnü sen ne g.t adamsın ya. İyi o zaman özür dilerim yanlış yazdığım için.