22 Eylül 2008 Pazartesi
Conrad Mcrae
Geçen bir yerde bir görüntüsüne rastladım. Benim gördüğüm en güçlü basketbolculardan biriydi. Bazılarının oyunu birbirine benzer. "Abi Efes bi gard almış, Naumoski gibi" Bazılarının da benzeri yoktur. Pete Williams, Larry Richard. Conrad da o tarifsiz adamlardan biriydi. Saha içinde görmeyene anlatmak gerçekten zor. Sakarya Üniversitesi'nde okuduğum yıl trende Sakarya'ya giderken okumuştum öldüğünü. Adamı şoktan şoka sokan erken bir ölümdü bu. Tribünde izettiklerini de başka zaman yazarım artık.
Harry Potter
Nice yıllara Herry Kewell.
İyi ki gelmişsin buralara..
19 Eylül 2008 Cuma
Yok artık Ali Sami
15 Eylül 2008 Pazartesi
Yılın olayı !!!
İki Haftanın Ardından
Yine evde olmayınca Pazartesi günü, ortasında da vakit bulunca, ama "Belçika maçı oynanmış gibi mi yazsam, yoksa oynanmamış gibi mi yazsam" tereddütünden 2 Haftanın Ardından yapmaya mecbur kaldık mecbur.
Ermenistan maçı
Kolay maçtı. Zorlanmadık yendik, rahattık. Ama koskoca Cumhurbaşkanı'nın taaa Ermeni Cumhurbaşkanı'nın ayağına gitmesini yakıştıramıyorum. Bana diyalog demeyin kardeşim, Ermeniler her yerde "soykırım" için yasalar çıkartırken kimse onlara "monolog yaptın birader, diyalog yap biraz da" demiyor...
Emre Belözoğlu
Onu eleştiren adamlar şimdiye kadar oturduğu yerden gevrek gevrek gülmekten başka ne yapmışlardır acaba?? Bir de tanınmamış mankenleri tanınır yapmaktan, bir de Çırağan'ı boykot etmekten?? Nedir be adam senin uğraşın?
Belçika maçı
Fatih Hoca, her dem futbolu güzelleştiren bir adam olduğu için Belçika teknik direktörünü maçı çirkinleştirmekle suçlamakta da; kendisinin üzerine yürüyerek adamı yeri geldiğinde dövmekte de; Denizlisporlu Çağlar'ı Şili hazırlık maçında oynatmayıp resmi maçta oynatmakta da; Osman Tanburacı'ya "bıyığını s...." demekte de haklı sonuna kadar. O, şimdiye kadar Türkiye'nin ve Galatasaray'ın yaşadığı en büyük başarıların mimarıdır, ve sonsuz bir kredisi vardır. Haklıdır.
Lig
Fenerbahçe'nin puan kaybedeceği belliydi de yenileceğini ben bile tahmin edemedim. Galatasaray da huzursuz, puan kaybedecek gibi duruyordu, ama gene de fazladan bir puan kaybı oldu. Gaziantep haybeye iki puan verdi. Kayseri nihayet kazandı. Sivas geçen senekinden hiç farklı olmadığını gösterdi, gene lider. Beşiktaş ikinci hafta kendisi gibi 3 puanlı Konya ile oynadı, 3. haftada da kendisi gibi 6 puanlı Trabzon ile... 4. haftada da gene kendisi gibi 7 puanlı Gaziantep ile... Yeter bre, ne zaman oynayacak alttakilerle. Trabzon maçında da 1 puan yeter de artardı. Trabzon deplasmanından 1 puanla dönen öpüp de başına koysun bu sene...
Fenerbahçe
Hep denir Fenerbahçe iki sezondur diğer takımlardan kendini üstün görür, o yüzden lige asılmaz diye... Şimdi karşılaştıralım bakalım hangi açılardan Beşiktaş'tan üstün, ya da "kendini bu kadar üstün görecek kadar üstün" diye:
Rüştü – Volkan: İkisinin de ne yapacağı belli olmaz, saçma sapan hatalar da yapabilirler, süper de oynayabilirler, her ne kadar güvensiz de olsa, yaşı itibariyle Volkan'a yazalım üstünlük puanını FB 1-0 BJK
Sivok Zapo – Edu Lugano ikilileri: Kimse bana demesin erken merken diye, Sivok ile Zapotocny, tek tek oynadıkları maçlarda da, çift oynadıkları maçta da nasıl topçular olduğunu gösterdiler. 2 puanı direkt yazarım Beşiktaş'a: BJK 2-1 FB
Roberto Carlos: karşısına kim gelirse gelsin 1 puan FB'nin: 2-2
Gökhan Gönül – Serdar Kurtuluş: Serdar gelecek vaad eden, aslında ön liberoda daha da iyi oynayan genç bir topçu olsa da Gökhan Gönül alır puanı: FB 3-2 BJK
Cisse Uğur – Selçuk Josico : İdeal düzende 1 önlibero olduğunu düşünürsek, 1 yazarız BJK'ya. 2 ön libero olsa ikisini de yazardık. "Öyle Aurelio gitti, daha iyisini alırız"larla olmuyor maalesef: 3-3
Delgado – Alex : Zurnanın zırt dediği yer... Geçen sezon olsa Alex üstün derdim ama, kaptan olan Delgado ile eski Delgado arasında dağlar kadar fark var, ben BJK'ya yazarım puanı aga, gerekirse FB-BJK maçında da görürüz anyayı konyayı: 4-3 BJK önde.
Tello – Uğur Boral : Göz var izan var tabii ki Tello, bir Sevilla maçı oynayıp bütün sezon yatmakla olmuyor Uğur Efendi 5-3 BJK önde.
Serdar Özkan – Colin Kazım : Maalesef Serdar'ın kanserojen Trabzon maçı performansının da etkisiyle, sevmememe rağmen Kazım'ındır oy: 5-4 BJK
Forvetler: Şimdii, iki takımın bütün forvetlerinden iki tanesini seçip oynatmak zorunda olsan bir maçta, hangi ikisini oynatırsın? Ya da hangi ikisi en iyisi? Muhalefet şerhlerine açık olmakla birlikte, ben Semih – Bobo derim. Güiza'dan önce de Holoşko zorlar bu ikiliyi. 6-5 BJK.
Hadi diyelim Delgado'ya Alex'i; Sivok yerine Edu'yu seçtiniz, olur 6-5 ya da taş çatlasa 7-4 olur FB lehine. Daha da fazlası olmaz. Nedir bu afra tafra arkadaşım, neyin kendini beğenmişliği bu? Bir sene çeyrek final oynadınız diye mi?? Aman babacım yoruyoruz sizi de Ankaralar'a falan ama kusura bakmayınız...
Avrupa
Beşiktaş, Kayseri, Galatasaray ve Porto galiptir bu hafta, aksini beklemeyiniz. Selamlar ola...
11 Eylül 2008 Perşembe
Benzer mi desem.
Neyse bu abimizdan şikayetçi olan farklı kişiler de varmış. Yalnız değilim yani:
Denizlispor Kulübü Başkanı Ali İpek, ilk kez (A) Milli Takım forması giydiği Belçika maçından sonra Çağlar Birinci'yi eleştiren yorumculara tepki gösterdi. İpek, yaptığı yazılı açıklamada, yorumcuların, milli takım forması yerine, kendi takımlarının formasıyla maç yorumladıklarını öne sürdü:
''Sayın Fatih Terim'i futbol anlayışı ve cesareti nedeniyle bir kez daha tebrik ediyorum. Ayrıca, Çağlar Birinci'yi kadroya dahil etmekle ne kadar doğru bir seçim yaptığını tüm Türkiye gördü. Ama ne yazık ki, bazı yorumcuların, milli takım forması yerine, kendi takımlarının formasıyla maçı yorumladıklarını gördük. Eyyamcılığın da bir sınırı vardır. Anadolu takımından çıkmış, (A) Milli Takım'ın ilk kez formasını giyen bir oyuncuyu daha maç bitmeden sahaya gömmeye çalıştılar. Ama kendi söylemlerinin sahaya gömüldüğünü tüm Türkiye gördü. Ne yazık ki kendileri göremedi. Türk halkının, televizyon başında milli takım forması ile maç yorumlayan yorumcular görmek istediği kanısındayım.'
10 Eylül 2008 Çarşamba
Welkam tu YUHayo
Aynı zattan daha eski bir cümle: "Fenerbahçe 3 yılda rakiplerine 30 yıl fark attı" Böyle bir iddianın -hatta artık kesin bir şey, bir yargı kararı gibi birşey olmuş artık- neresinden tutulur ki? Otuz yıllık fark. Neye göre, kime göre? Hangi kritere, hangi otoriteye göre. Pompala yavrum pompala.
"Evet son yıllardaki çalışmalar ve yatırımlarla Fenerbahçe'nin kuruluş yılı 1873'e çekildi ve bu sayede kulübümüz en yakın rakibine 30 yıl fark attı." Abi insanlar bu tip şeyleri görünce ya size gülüyorlar, ya da Fenere olan nefretleri artıyor. İnsan vücudunun yüzde 70'i suymuş, ama bazılarında yüzde 70'i metan oluyormuş demek ki.
Anneler Günü
- Hiiiç, bugün anneler günü de, kimse bana bununla ilgili herhangi birşey söylemeyince ben de kendi kendime pasta aldım.
9 Eylül 2008 Salı
Michael Skibbe
Oha be Prekazi!
Ama sonra biraz daha aklı selim düşününce dedim ki; iki spor adamının görüşmesi, muhabbet etmesi kadar doğal birşey yok. Hayatlarının büyük zamanını ayırdıkları konu aynı çünkü, illa ki muhabbet konusu çıkartacaklardır.
7 Eylül 2008 Pazar
Yat kalk dua et.
Ulan dünyada iki tel saçı göründü diye umuma açık yerlerde sopayla bi araba dolusu dayak yiyen kadın da var, evlenmeden hamile kalıp da bebeğin babasından emin olamayan devlet bakanı ablamız da var. Sevgili Rachida aslı olan Fas'ta kalsa ve bu durum olsa aynı tepkiyi mi alırdı acaba? Var bi adaletsizlik. Dati bir de adalet bakanı ya. Çok manidar çoook.
4 Eylül 2008 Perşembe
Time to be dismal
3 Eylül 2008 Çarşamba
Ece bebek
2 Eylül 2008 Salı
Serhat Akın Kocaelispor'da
Fenerbahçe'de oynarken ayağına top kesmeye yatmış olan futbolcunun mutlaka üstüne basarak düşerdi sevgili kardeşimiz. İnşallah aradan geçen yıllarda art niyet gütmeden topunu oynamayı öğrenmiştir.
Şov devam ediyor.
Şov yaparım
"Kewell, Arda, Lincoln gibi isimlerin katkısıyla ligde en az 20 gol atarım" "Yapılan karşılamadan çok etkilendim Kulübün efsane futbolcusu olacağım".
G.Saray'ın flaş transferi Milan Baros, çarpıcı açıklamalar yaptı ve taraftara umut dolu mesajlar gönderdi. İlk kez Kayserispor karşısında 12 dakika forma giyen yıldız futbolcu, "G.Saray'da süper isimler var. Kewell, Arda Turan ve Lincoln'ün katkılarıyla Süper Lig'de en az 20 gol atacağım. Bu sayının üstüne de çıkabilirim" dedi. Aston Villa'da 2 sezondatoplam 36 kez fileleri havalandırdığını belirten Çek futbolcu, "Burada kariyerimin en parlak dönemini yaşayacağıma eminim" diye konuştu.
George Hagi örneği
Baros, İstanbul'a indiğinde kendisini karşılamaya gelen taraftarlara teşekkür ederek, "İnanılmaz etkileyiciydi. Gollerimle taraftara borcumu ödemek istiyorum" ifadelerini kullandı. Yıldız futbolcu sözlerini şöyle tamamladı: "Süper Lig ve UEFA Kupası'nda büyük başarılara imza atıp, kulübün efsanevi oyuncuları arasına girmek istiyorum. Hagi, G.Saray'ın unutulmazı oldu. Ben de takımla özdeşleşeceğim. Bu potansiyelimi herkese zamanla kanıtlayacağım."
Haftanın Ardından
Lig
Ligimizin ilk iki haftası nihayet oynandı. Beşiktaş defansındaki kadro derinliği ortaya çıktı. Birinci maçta Gökhan ile Sivok oynarken, ikinci maçta İbrahim Toraman ile Zapotocny (nam-ı diğer Zapo) oynadı. Toplam fiyatları 9,2 milyon Euro olan ikiliden bir tanesi 6+2 kuralı yüzünden kenarda oturuyor. Ronaldinho, Messi, Deco, Quaresma, Shevchenko, Berbatov, Robinho ve Palacio'yu alsan bile iki tanesi kulübede yani. Bence yabancıları bu kadar kaliteli olan Beşiktaş gibi takımlara çok çok yazık oluyor.
Fenerbahçe Aurelio'dan doğan boşluğu Josico ile doldurmayı başarıncaya, Galatasaray da Skibbe'den kurtulup Cevat Güler ya da benzeri bir hoca ile anlaşıp top oynamaya başlayıncaya kadar Beşiktaş ne kadar yol alırsa o kadar şanslı olur şampiyonluk yarışında. Trabzonspor'u zaten saymıyorum, Yanal takımları hep iyi başlar lige, ama 10. hafta gibi topu atarlar. Ama gelecek vaadetmiyorlar mı, kesinlikle ediyorlar, ama % 70'i yeni olan bir takımdan çok şey beklememek lazım. Sivasspor ile Kayserispor'un zirveye oynamasını bekliyordum, Gaziantepspor da bunu başaracak gibi, işte bunu beklemiyordum. Bursaspor da başarılıydı ilk iki haftada ama devamlılığın geleceğini pek sanmıyorum.
Avrupa Ligleri
Nihayet hepsi başladı. İspanya'da Valencia ve Atletico Madrid'in çıkışları umut verici, Atletico kalıcı olur zirvede de Valencia'dan aynı şeyi beklemiyorum pek. Fransa'da Lyon'dan bıktım artık. İngiltere'de nihayet Liverpool'un iyi başladığını da gördük ya gam yemem daha. Almanya kadar da umursamadığım bir lig yok. İtalya ligi açıkken İnternet'teki bütün sitelerde takılabilecek kadar umarsızım oynanan futbola.
Bobo
Sen nasıl bir adamsın anlayamadım ki ben arkadaş, topu alıp gidişleri, adam geçişleri, ve şimdi bir de yerde otururken ayak ucuyla verdiği gol pasları. Galiba onunla son yıllarımız, bol bol hasret giderelim.
Kaş
Bir tane adam demez mi ki kardeşim, arabasız gidersen hiçbir bok yapamazsın orada, nereye gitsen minibüsle, botla motla gidersin diye.
Olimpos
Her sene biraz daha kötüdür bir öncekinden, bizim görmediğimiz yıllarda daha da güzelmiş şimdikinden, ama gerçekten güzel burası be kardeşim. Huzur doluyor insan, evim gibi hissediyorum burada.
Volkswagen Golf
5 kasa boyunca arabayı git gide yuvarlattıktan sonra nihayet biraz köşe koymuşlar arabaya yahu. 5.'den güzel, 4.'den kötü olmuş. Bende 4.'den var diye demiyorum.
Kamil'e not
Normalde Pazartesileri yazıyordum yazılarımı, bu Pazartesi Beşiktaş'ın maçı vardı. Beşiktaş'ın maçını izlemeden kime ne yorum yapayım? Ne yazayım? Lideriz zati, değme keyfime :)
1 Eylül 2008 Pazartesi
Yüzeysel olmayın
(Pro Evolution Soccer - PES 6 alakasız bir resim oldu ama olsun.)
İstepnede tutulan transfer
Bir de Serkan 5 yıllk sözleşme imzalamış, bence çok uzun. Bana dışardan, kendine güvenmeyen adam işi gibi geliyor bu sözleşmeler. Kulüp çocuğu kafalamıştır kesin.
Gordon Schildenfeld
Dinamo Zagreb'den gelmişti, Duisburg'a kiralanmış. İkisi de boş takım değil, ikisi de -en azından- kör adamı kadroya alacak, kadroda tutacak takım değil. Ortada bir haksızlık var Şildenfeld abimize karşı.
http://www.ntvspor.net/Pages/27406.ASP
Hakan Kadir Balta
Neyse bırakalım bu spor yazarı ağızlarını da esas anektodumuza geçelim: Maçın 32. dakikasında Olembe sağdan bomboş vurdu De Sanctis çıkardı, sallapati bir vuruş daha yaptı Hakan Balta kesti ama yine Olembe'nin önüne düştü. İşte bu noktada özellikle super slow motion denen net yavaş çekim görüntüsünde daha iyi görünen bir olay oldu. Top tekrar Olembe'nin önüne düşmüşken oraya yetişemeyeceğini anlayan Hakan da uçarak kendini topun önüne attı. Ardından da ufak bir sakatlık geçirdi. Bu bence çok güzel bir görüntü bir futbolcunun takımdaki görevini sahiplenmesi açısından.
Hakan'ın Euro 2008'de de böyle bir görüntüsü vardı, dışarı çıkan topu kayarak tutmuş ama kendisi dışarı kadar kaymış, durabilmek için çimlere tutunmaya çalışmıştı. Birkaç seneye bir Avrupa gezintisine çıkabilecek bir kardeşimiz kendisi.