Uzmanlara göre her yüz kanser vakasının en az kırkını önlemek mümkün olabiliyor. Özellikle “çevresel kanserojenler” diye bilinen kanser yapıcı faktörlerden uzak kalınabilirse birçok doku ve organ kanserinden korunmak kolaylaşıyor. İşte en tehlikeli kanser yapıcı çevresel faktörler...
Çevresel kanserojenlerin başında da sigara geliyor. Aslında sorunu sadece sigara olarak değil, “tütünden korunmak” olarak algılamak, pipo, puro, nargile ve benzerlerinin de kanser riski oluşturduğunu unutmamak lazım. Hayatın olmazsa olmazı diye bildiğimiz güneş ışınlarının da fazlası kanser yapıyor. Şu veya bu şekilde maruz kalınabilen radyasyonun en önemli kanserojenlerden biri olduğu neredeyse yüz yıldır biliniyor. Ayrıca asbest radon gazı ve içme sularında bulunan fazla miktarda arseniğin de kanserojen olabileceği belirtiliyor. Bazı mikropların da kansere yol açabileceği yıllar önce anlaşıldı. Hepatit B virüsünün karaciğer, HPV virüsünün rahim ağzı, EB virüsünün bir tür lenfoma, helikobakter mikrobunun mide kanserine sebep olabileceği bilimsel olarak kanıtlandı.
KIRMIZI BİBERE DİKKAT
Yiyeceklere bulaşan bazı toksinlerin de tehlikeli olduğu biliniyor. Örneğin aflatoksin adlı zehirle kirlenen yiyecekler karaciğer kanserine yakalanma ihtimalini arttırıyor. Aflatoksin tehlikesi en çok kötü üretilmiş, depolanmış kırmızıbiberde var. Gıdalara karışan boyaların ve bazı katkıların da kanserojen olabileceği söyleniyor. Ayrıca gıda pişirme yönteminin de önemli bir faktör olduğundan kuşku duyulmuyor. Yakma derecesine kadar kızartılan kırmızı et, ekmek ve diğer besinler ile kalın bağırsak kanserleri arasında bir ilişki olduğu anlaşılıyor. Fazla miktarda alkol tüketmenin kansere yakalanmayı kolaylaştırdığı da uzun zamandır bilinen bir gerçek.
Çevresel kanserojenler konusunu daha da uzatmak mümkün ama burada önemli olan nokta yediğimiz içtiğimiz besinler, soluduğumuz hava, cildimize temas eden pek çok kimyasalın daha sonra ortaya çıkabilecek bir kanserin sebebi olabilmesi.
Bu nedenle kanserden korunmada risk azaltıcı bir program uygulamak son derece önemli. Yani hayatımızla ilgili bazı yanlışları düzeltmek, bazı önlemleri almak, bazı hataları tekrarlamamak ve bazı kurallara özen göstermek birçok kanseri önleyebiliyor.
İşte o kurallar!
1. Sağlık taramalarını ihmal etmeyin. Düzenli sağlık kontrolleri kanserden korunmanın en etkili yoludur. Bu kontroller eğer genetik riskleriniz, yaşam tarzınız, besin seçimleriniz ve sağlık hikayeniz gözetilerek planlandığında pek çok kanseri erken dönemde yakalamak mümkün olabiliyor. Bugünün teknolojileri ile kalın bağırsak kanserini, prostat kanserini, akciğer kanserini, meme kanserini çok erken dönemde teşhis etmek mümkün.
2. Sigara içmeyin. Sigara içmek veya sigara dumanıyla kirlenmiş havayı solumak başta akciğer kanseri olmak üzere birçok kanserin hazırlayıcı nedeni. “Dumansız hava sahası” projesini daha da geliştirmek için elinizden gelen çabayı göstermenizde yarar var.
3. Kilonuzu izleyin. Kilo fazlalığı olanlarda kalın bağırsak, meme, prostat, rahim ve pankreas kanserine yakalanma olasılığı artıyor.
4. Beslenmenize dikkat edin. Daha çok sebze meyve yemek, doğal ve katkısız, organik beslenmeye dikkat etmek, zeytinyağını tercih etmek, bakliyat, süt ürünleri ve balık ağırlıklı beslenmek kanser riskini azaltıyor. Fazla miktarda kırmızı et yemenin kalın bağırsak kanseri yönünden risk oluşturduğu biliniyor. Özellikle renkli sebze ve meyveler antioksidan güçleri nedeniyle kansere yakalanma olasılığını azaltıyor.
5. Alkolü bırakın. Alkol kullanımını özellikle alışkanlık haline getirildiği ve abartıldığında başta kalın bağırsak ve karaciğer kanseri olmak üzere birçok kansere yakalanma olasılığını arttıran önemli bir risk faktörü.
6. Güneş ışığının fazlasına dikkat edin. Uzun süreli ve dikkatsiz güneşlenmek cilt kanserine yakalanma ihtimalini arttıran en etkili neden. Güneşten faydalanın ama güneşin yoğun olduğu saatlerde değil.
7. Bebeğinizi emzirin. Doğum yapan ve bebeğini emziren annelerde meme kanserine yakalanma riski azalıyor.
8. Stresinizi kontrol edin. Kontrolsüz stres kansere yakalanmayı kolaylaştıran önemli bir faktördür. Stres sorununa depresyon problemini de eklemekte fayda var. Uzamış depresyon kanser olasılığını arttıran bir faktördür.
9. Hareket edin. Aktif ve hareketli bir hayat sürmek yetmiyor! Ne yapıp etmeli günde ortalama on bin adım atmayı ihmal etmemelisiniz. Eğer bunu yapamıyorsanız 30 dakika süre ile dakikada 120 adım atacak şekilde bir egzersiz planı oluşturun. Bu size güne 4-5 bin adımlık bir avantajla başlama fırsatı verecektir.
10. Huzurlu biri olun. Aidiyet duyguları güçlü, inanç dünyası zengin, iç dengesi sağlam, beden ruh ilişkisi mükemmel, huzurlu, keyifli, kendi ile barışık insanların kansere yakalanma olasılığı daha az. Huzur, kanserden korunmada en ucuz ve en etkili vitamin!
Hangi kanserler önlenebilir?
· Kalın bağırsak kanseri
· Meme kanseri
· Prostat kanseri
· Akciğer kanseri
· Rektum-makat kanseri
· Cilt kanseri
· Rahim ağzı kanseri
· Mide kanseri
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU / Hürriyet
18 Kasım 2009 Çarşamba
Üç bin kart nasıl yazılır?
"Sene 1965.
Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardimcisiyim..
Bayrama 10 gün var..
Benim müdür hastalandi.. Ise gireli 2 hafta olmus, olmamis.
Genel Müdür bey beni çagirtti:
- Tebrik kartlari hazir mi?..
Saşırdım:
- Hangi kartlar efendim?
- Aman evladim, Sükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartlari simdiye kadar hazir olmaliydi.. Tüh tüh.. Çabuk hemen hazirlayiverin.
-Emredersiniz efendim! dedim, ancak sabaha kadar 3 bin karti nasil yazacagim? Genel müdür bey, bütün kartlari çini mürekkebiyle ve en güzel yazimla yazmami istedi.
Üç bin karttan iki bin tanesini kendisinden makamca alttakilere su sekilde yazacaktim:
"Bayramini kutlar, gözlerinden öperim"
Bin tanesi de üst makamdakilere olacakti ve onlarda da su ifade yer alacakti:
"Sizin ve esinizin bayramini saygiyla kutlarken, sihhatli ve basarili günler niyaz ederim."
Sabaha kadar üç bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..
Çaresiz kollari sivadim:
"Bayramini kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramini kutlar, gözlerinden öperim",
''Bayramini kutlar, gözlerinden öperim"
1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yaziyorum, yaziyorum bitmiyor!..
Nasil sikinti basti!... 738, 918..
2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmisim.
Öyle iskence çekiyorum ki, ekmek parasi olmasa birakip kaçacagim.
Sira 2000. karta geldiginde safak söküyordu. Ben de bitmisim ama önümde hala yiginla kart duruyor! 1.000 tane de üst makamlara yazilmasi gerekenler var.
4. paket sigarayla birlikte
"Sizin ve esinizin bayramini saygiyla kutlarken, sihhatli ve basarili günler niyaz ederim"e basladim.. Boyuna yaziyorum, göz kapaklarim iyice agirlasti, takoz koysam genede
kapanacak. 209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artik kalemi parmaklarimin arasinda
tutamaz oldum. Ben kaleme degil, kalem bana hakim:
"Sizin ve esinizin bayramini saygiyla kutlarken, sihhatli ve basarili günler niyaz ederim."
"Sizin ve esinizin bayramini saygiyla kutlarken, sihhatli ve basarili günler niyaz ederim.",
"Niyaz ederim basarili günler sizinle esinizin bayramini kutlarken.."
"Kutlarken esinizin bayramini saygiyla sihhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.."
'' Niyazi ile birlikte sizin ve esinizin bayramini kutlarken ayrica sihhatle ederim.."
'' Önce bayraminizi eder, sonra esinizle Niyazi'ye basarili günler dilerim.."
"Sizin de esinizin de Niyazi'nin de bayramini saygiyla eder, sihhat dilerim.."
"Sihhatli esinizin bayramini saygiyla kutlarken, Niyazi'ye basarilar diler ayni zamanda ederim.."
"Bayraminiza etmeden önce esinizi saygiyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.."
"Sizin de, esinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilinide, gelmisini de, geçmisini de.. saygiyla ederim.."
Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanagi bir halde kartlari yetistirdim.. Genel müdür bir-ikisine söyle bir bakti:
"Aferin" dedi. "Güzel yazmissin. Hemen postalayin!" HEMEN POSTALADIK!..
Üç gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da bendenizi postaladilar!..
Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardimcisiyim..
Bayrama 10 gün var..
Benim müdür hastalandi.. Ise gireli 2 hafta olmus, olmamis.
Genel Müdür bey beni çagirtti:
- Tebrik kartlari hazir mi?..
Saşırdım:
- Hangi kartlar efendim?
- Aman evladim, Sükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartlari simdiye kadar hazir olmaliydi.. Tüh tüh.. Çabuk hemen hazirlayiverin.
-Emredersiniz efendim! dedim, ancak sabaha kadar 3 bin karti nasil yazacagim? Genel müdür bey, bütün kartlari çini mürekkebiyle ve en güzel yazimla yazmami istedi.
Üç bin karttan iki bin tanesini kendisinden makamca alttakilere su sekilde yazacaktim:
"Bayramini kutlar, gözlerinden öperim"
Bin tanesi de üst makamdakilere olacakti ve onlarda da su ifade yer alacakti:
"Sizin ve esinizin bayramini saygiyla kutlarken, sihhatli ve basarili günler niyaz ederim."
Sabaha kadar üç bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..
Çaresiz kollari sivadim:
"Bayramini kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramini kutlar, gözlerinden öperim",
''Bayramini kutlar, gözlerinden öperim"
1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yaziyorum, yaziyorum bitmiyor!..
Nasil sikinti basti!... 738, 918..
2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmisim.
Öyle iskence çekiyorum ki, ekmek parasi olmasa birakip kaçacagim.
Sira 2000. karta geldiginde safak söküyordu. Ben de bitmisim ama önümde hala yiginla kart duruyor! 1.000 tane de üst makamlara yazilmasi gerekenler var.
4. paket sigarayla birlikte
"Sizin ve esinizin bayramini saygiyla kutlarken, sihhatli ve basarili günler niyaz ederim"e basladim.. Boyuna yaziyorum, göz kapaklarim iyice agirlasti, takoz koysam genede
kapanacak. 209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artik kalemi parmaklarimin arasinda
tutamaz oldum. Ben kaleme degil, kalem bana hakim:
"Sizin ve esinizin bayramini saygiyla kutlarken, sihhatli ve basarili günler niyaz ederim."
"Sizin ve esinizin bayramini saygiyla kutlarken, sihhatli ve basarili günler niyaz ederim.",
"Niyaz ederim basarili günler sizinle esinizin bayramini kutlarken.."
"Kutlarken esinizin bayramini saygiyla sihhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.."
'' Niyazi ile birlikte sizin ve esinizin bayramini kutlarken ayrica sihhatle ederim.."
'' Önce bayraminizi eder, sonra esinizle Niyazi'ye basarili günler dilerim.."
"Sizin de esinizin de Niyazi'nin de bayramini saygiyla eder, sihhat dilerim.."
"Sihhatli esinizin bayramini saygiyla kutlarken, Niyazi'ye basarilar diler ayni zamanda ederim.."
"Bayraminiza etmeden önce esinizi saygiyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.."
"Sizin de, esinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilinide, gelmisini de, geçmisini de.. saygiyla ederim.."
Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanagi bir halde kartlari yetistirdim.. Genel müdür bir-ikisine söyle bir bakti:
"Aferin" dedi. "Güzel yazmissin. Hemen postalayin!" HEMEN POSTALADIK!..
Üç gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da bendenizi postaladilar!..
5 Kasım 2009 Perşembe
Beşiktaş - Wolfsburg
Geçen salı günü Ester'le Beşiktaş'ta yemek yiyelim dedik. Yolda da bu blogun kayıp yazarı Hüsnü'yü gördük. (Mahlas olarak dünyanın en yüzeysel futbol izleyicisini kullanan Hüsnü.) Reklam olmasın diye adını söylemeyeceğim şirketi -Hüsnü reklamını yapar şirketinin ama, sever şirketini eşşek herif- bizim ufak danaya 4 bilet ayarlamış. Muhabbet buraya kaydı haliyle.
Çok heyecanlıydı bu dönüm maçı için Hüsnü. Yeneceklerine kalpten inanıyordu kardeşim. Ben de çok uzun zamandan sonra geçen oynanan Wolfsburg - Beşiktaş maçında ilk kez Galatasaray dışındaki bir Türk takımının Avrupa maçında bu kadar heyecanlandığımdan bu maçı bekliyordum hevesle. Hem Grafite daha formdaydı Dzeko'dan bu sene ve cezalıydı siyahi oyuncu. Bence bu da olumlu bir puandı Beşiktaş lehine. Ester'i evine bırakıp eve geldiğimde devre 1-0 bitmişti.
Ben oyundan çok Hüsnü'yü düşündüm. Saatler önce Hüsnü bize "Hayatımda mutluluktan iki kez ağladım" dediğinde bebek haberlerinden, aşk-meşk mevzularından, evliliğinden, anne babasından, askerlik sonrası kavuşmalardan bahsedecek sanmıştım. Hüsnü'yü mutluluktan iki kez ağlatan Beşiktaş'tı. Maç 1-0'ken dedim ki "Beşiktaş 80'de 1-1 yapsın, 90+3'te de kaleciden ve defanstan 3-4 kere dönen şutları, benim pek beğenmediğim ama Hüsnü'nün toz kondurmadığı Bobo ceza sahası yayından öküz gibi sert bir şutla tamamlaayıp skoru 2-1 yapsın. Öyle de bitsin." Bizim ufak dana Hüsnü de ağlasın iki saat. O keltoşlaşmaya başlamış koca kafasını, kısa ve kırık parmaklardan oluşan küçük ellerinin arasına alıp ağlasın öküz gibi dedim. Olmadı ama tutmadı şans.
90 dakikanın özeti:
Erken bir gol attılar, bizimkiler bastırdılar ama sonuç çıkmadı ve kontraatak golleri. Tipik bir Avrupa takımı - Türk takımı maçıydı.
Çok heyecanlıydı bu dönüm maçı için Hüsnü. Yeneceklerine kalpten inanıyordu kardeşim. Ben de çok uzun zamandan sonra geçen oynanan Wolfsburg - Beşiktaş maçında ilk kez Galatasaray dışındaki bir Türk takımının Avrupa maçında bu kadar heyecanlandığımdan bu maçı bekliyordum hevesle. Hem Grafite daha formdaydı Dzeko'dan bu sene ve cezalıydı siyahi oyuncu. Bence bu da olumlu bir puandı Beşiktaş lehine. Ester'i evine bırakıp eve geldiğimde devre 1-0 bitmişti.
Ben oyundan çok Hüsnü'yü düşündüm. Saatler önce Hüsnü bize "Hayatımda mutluluktan iki kez ağladım" dediğinde bebek haberlerinden, aşk-meşk mevzularından, evliliğinden, anne babasından, askerlik sonrası kavuşmalardan bahsedecek sanmıştım. Hüsnü'yü mutluluktan iki kez ağlatan Beşiktaş'tı. Maç 1-0'ken dedim ki "Beşiktaş 80'de 1-1 yapsın, 90+3'te de kaleciden ve defanstan 3-4 kere dönen şutları, benim pek beğenmediğim ama Hüsnü'nün toz kondurmadığı Bobo ceza sahası yayından öküz gibi sert bir şutla tamamlaayıp skoru 2-1 yapsın. Öyle de bitsin." Bizim ufak dana Hüsnü de ağlasın iki saat. O keltoşlaşmaya başlamış koca kafasını, kısa ve kırık parmaklardan oluşan küçük ellerinin arasına alıp ağlasın öküz gibi dedim. Olmadı ama tutmadı şans.
90 dakikanın özeti:
Erken bir gol attılar, bizimkiler bastırdılar ama sonuç çıkmadı ve kontraatak golleri. Tipik bir Avrupa takımı - Türk takımı maçıydı.
Perşembe günü
Eğitim dün bitti. Sırtımdan öyle bir yük kalktı ki anlatamam. Bir sistemci olarak, bir yazılım eğitimi verdim bu benim için büyük bir aşama. Bilişim sektöründe de çok rastlanan bir durum değil bir kişinin hem sistem hem yazılım tarafına hakim olması. Ben hakim oldum demiyorum tabi ama, bu çok büyük bir adım benim adıma.
Öğrencilerin doldurduğu formlarda da eğitmen altı kriterde, 1-5 arası notlarla değerlendiriliyor ve 5 - Çok iyi 1- Gelişmesi gerekir olarak ifade edilmiş. Yedi öğrenci form doldurdu, bu da benimle ilgili öğrencilerin toplan 42 alan doldurduğunu gösteriyor. 42 alandan 38 tanesi 5 - Çok iyi, dört tanesi de 4 iyi. Yani ortalamam 4.91
Öğrencilerin doldurduğu formlarda da eğitmen altı kriterde, 1-5 arası notlarla değerlendiriliyor ve 5 - Çok iyi 1- Gelişmesi gerekir olarak ifade edilmiş. Yedi öğrenci form doldurdu, bu da benimle ilgili öğrencilerin toplan 42 alan doldurduğunu gösteriyor. 42 alandan 38 tanesi 5 - Çok iyi, dört tanesi de 4 iyi. Yani ortalamam 4.91
1 Kasım 2009 Pazar
Çarşamba günü
Şirkette bir eğitim vereceğim yarın başlayacak haftanın ilk üç gününde. Saat 9 ile 4 arası olacak. Hiç hakim olmadığım konuda yol göstericim olmadan çalıştığım kadarıyla anatacağım. Bundan dolayıdır ki böyle garip bir sıkıntı var içimde. Hani insan bazen der ya; şu mevzuyu bir halledelim de başka birşey istemiyorum filan diye. Aynen o durumdayım. Zaten sık yazamıyorum ama şu an kesin bir durum var ki Çarşamba akşamı saat dörde kadar iptalim. O gün de bir yazı yazarım artık, noldu nasıl gitti diye.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)