Sözün özü bu sandiviç gayet leziz, peynirle köfte birbirine geçiyor ve mükemmel oluyor, ama her fest fuud gibi çok tüketmemek lazım. Burda yazdık diye bol bol yiyip ayı gibi olmayın sonra. Burada bir Türk büyüğü olan Özkan Bal kardeşimin bir sözünü dile getirmek de lazım: Burger King in en ucuz sandiviçi bile McDonalds ın en güvendiği sandiviçinden çok daha iyi.
25 Aralık 2008 Perşembe
Steakhouse
Sözün özü bu sandiviç gayet leziz, peynirle köfte birbirine geçiyor ve mükemmel oluyor, ama her fest fuud gibi çok tüketmemek lazım. Burda yazdık diye bol bol yiyip ayı gibi olmayın sonra. Burada bir Türk büyüğü olan Özkan Bal kardeşimin bir sözünü dile getirmek de lazım: Burger King in en ucuz sandiviçi bile McDonalds ın en güvendiği sandiviçinden çok daha iyi.
Mr. Maxtor
14 Aralık 2008 Pazar
Fener ve Avrupa
Biz gerileme dönemine girdik bu doğru. Feci zayıf takımlara elendik yenildik doğru. 1989 da yarı final oynadıktan sonra Avrupa kupalarında her yıl başarılı sonuçlar alıp turlar geçmiş bir takım, dört sene ligindeki ekipleri tokat manyağı yapa yapa yenerek şampiyon olmuş bir takım kupayı alıyor. Tesadüf ona denmez. Bir sene çeyrek final oynuyorsun, ikinci sene iki puan. Esas tesadüf bu.
The Prestige
Mükemmel bir film. Divx ini kurstaki arkadaşlara getiren arkadaşım izlememizi söylemiş ve filmi baya övmüştü. Sonuna kadar hak verdim. Yaşlı bir sihirbazın yanında çalışan iki kalfa büyük bir sihirbaz olma hırsıyla didişiyorlar. Karşılıklı olarak yaptıkları numaralarının püf noktalarınıçakmaya çalışıyorlar filan. Sen de merak ede ede çatlıyorsun ama bitmiyor merak edilece mevzular. Son yarım saate yakın bölüm ise üst üste "oha, anaaa, yuh be, ohayo..." nidalarını söylemenize neden olacak olaylar gelişiyor. Bu bir wooööööööw dostum filmi, mutlaka izleyin.Ve birkaç anektot, referans listemiz IMDB - Top 250 film listesinde 82. sırada. Arkadaşlardan "Scarlett Johanson oynuyo laaaan" diyenler çıkmıştı ama kendisi tuzluk rolünde, kenarda bi abla yani, David Bowie bilim adamı Tesla'yı oynuyor, Hugh Jackman Christian Bale var ama yan rollerde de Andy Serkis, Michael Caine var kadro sağlam yani.
Chinatown
Öyle "woooöööööw dostum" ya da "mutlaka izleyin" diyecek kadar değil ama baya beğendim tabi ki. İzleyin.
İlginç bir anektod: Yönetmen Roman Polanski bir sahnede rol alıyor ve Jack Nicholson'un burnunu kesiyor.
El Clasico
Lost'taki Michael
"dey tuk may şan, go end teyk may şan..."Peltek bir de. Hem okyanusa salla açılıp oğlunu kaybediyor denyo, sonra da kefal gibi plan filan yapıyor. Her yerde birşeyler yapma çabasında ama her yerde beceriksiz. İlk sezonda mı ne karısıyla kulübede telefonla konuşuyor, sonra sana gününü göstereceğim gibi artislikler yapıp hırslanıyor bir saniye sonra da araba çarpıyor. Mal da değil mal müdürü:)
Henry ile Krkiç
12 Aralık 2008 Cuma
Bizde olsa
Yunanistan'daki gibi bir tepki koymaya girişemezsin. Fotoğraftaki gibi bir tablo oluşmadan polisimiz biber gazını, tazyikli suyunu dayar adamın burnuna. Yök protestosu yapmaya çalışan üniversiteliye uçan tekmeyi gömer, sendika önünde bayramını kutlamaya hazırlanan işçileri boyar. Sonra da buna orantılı güç denir. Kol kırılır yen içinde kalır.
Tarafsız spiker (!)
Neyse tarafsız spikerimiz Melih Gümüşbıçak da diyor ki: Evet Baros ilk yarıdaki penaltı beklediği pozisyondan sonra burda da elle oynuyor. Yani diyor ki: Bakın orda sarı kart vermedi hakem, burda da vermedi, halbuki atılması gerekirdi. Yuh sana, yuh yuh.
7 Aralık 2008 Pazar
Beşiktaş'ın Kaderi
Kumdan kaleler gibiydi Beşiktaş. Yıkıldı gitti, bu hafta.
Yılın yazarı
Lincoln'ü ateşleyen azar.
Hertha Berlin’i 1-0 yenerek UEFA Kupası’nda 3. tur vizesini alan G.Saray, takım halinde çok başarılı bir futbol sergiledi ama oyunculardan biri Türkiye’ye geldiğinden beri en parlak performansını sergiledi: Cassio Lincoln.. Aynı Lincoln, Hacettepe maçında rakip 9 kişi kaldıktan sonra topu ayağında 5 kez sektirerek büyük tepki toplamıştı.. Aslında sadece Hacettepeliler değil, takım arkadaşları bile Lincoln’ün bu hareketine tepki gösterdi.. Bunların başında da takım kaptanı Ümit Karan geliyordu.. Ali Sami Yen Stadı’nın soyunma odasında sıcağı sıcağına yaptığı Almanca uyarı, Lincoln’deki patlamanın en büyük sebeplerinden biri olarak gösteriliyor..
‘TÜRKİYE’DE BU OLMAZ’
Vatan Gazetesi'nde yer alan habere göre; bu tip çıkışları pek yapmayan, ancak Lincoln’e bağırarak “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” misali tüm yabancı futbolculara mesaj vermeyi hedefleyen Karan maç sonrası şu konuşmayı yaptı: “Rakip 9 kişiyken tribünlere oynamak da ne demek? Türkiye’de yazılı olmayan kurallar vardır. Rakiple böyle dalga geçilmez. Eğer dalga geçeceksen bunu her maç yap. Sami Yen’de aslan kesiliyorsun, deplasmanda yoksun. Bu nasıl iş? Deplasmanda doğru dürüst maç kazanamıyoruz. Aynısını Berlin’de yap, görelim.. Hadi takım arkadaşlarınızı pas geçtiniz, bari aldığınız paranın karşılığını vermek için oynayın. Rakipleri de tahrik etmeyin.”
Ümit'in bu sözleri soyunma odası duvarlarında yankılanırken, başta Lincoln olmak üzere bütün yabancıların kafalarını öne eğdiler ve yanıt vermediler. (Bu cümle tam bomba)
Diğer arkadaşlarının da “Öyle bir hareket yaptın ki, affı yok.. Karşı takım zaten 9 kişi kalmış, biri gelip sana tekme atsaydı, sakatlansaydın ne olacaktı? Bu hareketlerin takıma faydası yok” diye uyardıkları Lincoln ise “Türkiye’deki gelenekten haberim yoktu.. Bu kadar tepki alacağımı tahmin etmiyordum.. O kadar keyifli oynuyordum ki, bunu tribünlerle paylaşmak istedim.. Berlin’de kendimi bütün futbol kamuoyuna affettireceğim” karşılığını verdi.. Nitekim, Berlin’de sahada sanki başka bir Lincoln vardı.. G.Saraylı futbolcular Berlin’de Lincoln’ün performansı için “Darısı diğer deplasmanlara!” dileğinde bulundular.
5 Aralık 2008 Cuma
Galatasaray - Hacettepe
Diğer eleman da ilk sarıyı yanlışlıkla görmüş tamam. Hakem faciası bilmemne tamam. Ama aynı durum burada da geçerli: Sarın varsa rakibin ayalarına tekme kaldırmayacaksın.