11 Haziran 2008 Çarşamba

Fakyu 0002

İsviçre-Türkiye maçı, turnuvanın ev sahiplerinden nedense İsviçre'de oynanacak, hem de maç şansa bakınız ki İsviçre'nin en büyük stadına denk gelmiş. Önceki iki olaylı İsviçre maçlarından birinde bizi doğrayan sevgili hakem abimiz Lubos Michel de hayrettir ki bu maçın hakemi. Böyle nefis olaylar peşpeşe geldiğinde de anlıyoruz ki bir düzenek var. Düzenek kokusunu alınca da bu sabah radyoda dinlediğim spor muhabiri doğal olarak "Ortam çok gergin bugün kesin olay çıkacak" mealinde konuştu. Hal böyle olunca da bana; burdan sevgili Blatter'e, bu maça bu düzeni kuran tüm dallamalara ve bir de mükemmel bir hakem olarak kendini tanıtmış olmasına rağmen bu düzeneğin merkezine oturan Lubos'a ciğerden bir fakyu dileklerimi göndermek düşüyor. Maç ile ilgili tahminim de her türlü düzeneğe rağmen 2-1 alacağımızdır.

Yunanistan - İsveç

İbrahimoviç sağlam oyuncu ama kıl oluyorum. Yunanistan geçen kupayı dura durdura almıştı, onlara da ordan kıllığım var. (Her iki tarafın pek umrunda olmasa da:) Ama son sampiyon(!) Yunanistan ile İsveç arasında oynanan maçta sonuna kadar İsveç'i tuttum. Çünkü bıktım. Çünkü tiskindim oynadıkları fitbolden. Bu ne lan. Binlerce faul yaptı Yunan ekibi. Hele takımın 10 numarası Karistheas'ın yerdeyken bir hareketi vardı ki İbrahimoviç'in zürriyetini kurutmaya yönelik; çüşler ötesi bir durum yani. Ay laykkarlet OHAra. Velkam to OHAyo.

9 Haziran 2008 Pazartesi

Ivica Vastiç

Hani bazen maçlarda bazı pozisyonlar olur, golle sonuçlanmaz ama tam güç gösterisi tadındadır. Forvet 4 kişiyi çalımlar zımba gibi şutu çıkarır. Direkte patlar, ama harbiden patlar direk böyle bir dört dakika sallanır filan. Gol olmaz ama çalımlanan adamların taraftarının başı önüne düşer, içine de "ulan ağzımıza edecekler, madara olacağız hepten" duygusu.

Halısahada okuldan arkadaşlarla 120 dakikalık maçlar yaparken Ömür ismindeki Trabzon'lu kardeşimin şutunu hatırlıyorum. Dakika henüz 20 ve maç da henüz 3-2, mağlubuz. Ömür öyle bir şut çaktı ki, direkler harbiden yerinden oynadı yeminlen, şahit gösterebilirim. Ben de içimden "Yau bu maç böyle bitsin" deyiverdim. Ömür hoşafı tüm şevkimi kırmıştı. Kalan 100 dakikada maçın 1245-2 biteceğini hissettirmişti bu şut bana.

Bunları bana hatırlatan Ivica Vastiç 29.09.1969 doğumlu, tam 39 yaşında. Dünkü maçtabir kafa "şutu" attı. Gol olmadı evet ama bana çok şanslı bir futbolsever olduğumu hissettirdi. Bir futbolsefer tam 20-25 metreden atılan kaç kafa şutu görebilir ki ömründe. Ben ayağımla abandığımda öyle gidiyor o top. Hagi'nin 40 metreden şut atarak uzaktan şutu çakmayı bazı gençlerin vizyonuna eklemesi gibi birşey bu.

2 Haziran 2008 Pazartesi

Profesyonel Emre

Sevgili Emre'ye dair vakti zamanında AA'nda şu açıklama yayınlanmış:

"Türkiye Liginin uluslararasında tanınmadığını anlatan Emre, Türkiye'den sadece Galatasaray'ın tanındığını söyledi. Emre, 2002 Dünya Kupası'nda milli takımın başarılı olunduğunu kaydederek, ''Bu kupadan sonra bile Milli Takım'ın Galatasaray kadar tanındığını sanmıyorum. Galatasaray çok farklı bir marka, bunu herkes kabul edecek''


Fenerbahçenin 99. yılında kendisine sorulan "Hala Medyada Fenerbahce'nin 100.yılında Süpriz Transferlerden Biri Olacağın Konuşuluyor?"sorusuna da şöyle cevap vermiş:

"Fenerbahçe’den teklif geldiği doğrudur, hem de Newcastle’dan daha büyük teklif yaptılar ama ben Newcastle'ı tercih ettim. Çünkü ben Türkiye’de Galatasaraylı Emre olarak anılmak istiyorum, ben Türkiye’de efsane kadro oyuncusu olarak anılmak istiyorum. Emre denince Galatasaray’dan sonra parantez içinde Fenerbahçe oyuncusu olmak istemem, ama bana ilgi duymaları beni memnun etti zaten onlara teklifleri için teşekkür ettim yaşım 26 en verimli çağımda Avrupa’da kalmam ve Türk futbolunu temsil etmem benim için önemli, artık Anadolu kulüplerindeki futbolcu arkadaşlarımız kendilerini aşsınlar ve dört büyüklerden önce Avrupa’yı tercih etsinler, Avrupa’nın sıra takımı bile olsa gelsinler burası çok farklı bir yer Avrupa’da oynayan oyuncu sayımız çok yetersiz, bence Avrupa’da bizi temsil eden oyuncu sayısı,dünya kupasına gitme kadar önemli bir konudur, Türkiye deyince akla ilk Fenerbahçe’den Tuncay Şanlı geliyor, bence Türkiye’de bazı arkadaşların Avrupa’ya gelme devri geldi ve geçiyor.

İşte bu noktadan sonra Galatasaraylılığıyla yakın zamana kadar her fırsatta övünen Emre hakkındaki en güzel yorumlardan biri Beşiktaşlı Kazım Kanat'tan gelmiş:

"- Emre'nin futbol felsefesi tam F.Bahçe için... Yerden ayağa ve araya atacağı toplarla F.Bahçe'ye çok şey kazandırır.

Ama konu bu değil. F.Bahçe ve Beşiktaş, 11 yaşındaki Zeytinburnulu çocuğa korkunç paralar teklif ettiğinde; çocuk, 'Ben G.Saraylıyım' dedi. Çocuk büyüdü şimdi diyor ki; "Ben profesyonelim."

...

Bu nedenle şunu diyorum: Emre, F.Bahçe'ye gitmekle geçmişini ve geleceğini riske atmıştır. Ama bu tercih onun. Çünkü o bir profesyonel.
"

Şahsi görüşüm: Emre'nin Galatasaray'lılığı basın toplantısı yapıp da "Inter'le Minter'le anlaşmadım ben arkadaşım" mealinde birşeyler gevelediğinin ertesi günü; Inter'in resmi internet sitesinde Emre'nin imzaladığı sözleşmenin yayınlanmasıyla bitmiştir. Inter kulübü başkanı her bir dişi bir tavla pulu kadar olan Moratti de Hakan Şükür'e istinaden ödenen 7 küsur milyon dolarlık bonservis bedelinin 1'ini Okan'a 1'ini de Emre'ye sayarsınız gibi bir muhabbete girebilmiştir. Allah herkesin yolunu açık etsin, kendisine çocuk katili diyenler onu bağrına basabilirler tabi ki. Ama bunlar unutulmaz.

Fakyu - 0001

Eurovizyon yarışmasında her ne kadar son yıllarda güzel dereceler almaya başlamış olsak da yüzyıllardır hatta binyıllardır ülkelerin komşu oldukları ülkelere puan vermesine, bizim kendilerine puan vermemize rağmen bize puan vermeyen ülkelere alışmıştık. Ancak bu yılki yarışmada herhangi bir ülke puan verirken minimum iki kez "evet x puan komşuya gidiyor" diyen sunucuya sevgili Bülent Özveren abimize ne demeli? Ama Bülent abimizin artık bunları aşması lazım değil mi yahu? Binyıllar oldu. Hala "komşuya gidiyor". Hani bunu ilk dediğinde adam "Evet ne kadar enteresan değil mi" der tamam ama tutup da yedi bininci de kusuyor insan.Biz Eurovizyon'da sıfır çekmeye alışmış bir toplumuz abicim. Tutup da komşuya gitmesine kıllık çıkarmayız elbette. Ama komşusundan başka ülkelere puan vermeyen ülkelerin hepsine birden ayrı ayrı, şöyle içten ve derinden, şöyle ciğerden bir fakyu yapıştırırız her daim. O ayrı.